Mehmet Erdoğan, sıra dışı bir siyasetçi. Onu sıra dışı yapan ise vatandaşın kafasında siyasetçi profilinden farklı olması. Aradığınız her vakitte telefonunuza yanıt veren, meşgulse bile sizi daha sonra mutlaka arayan Mehmet Erdoğan’ın diğer önemli bir özelliği de sürekli kırsalda vatandaşla iç içe olması. “Çalışmak ve üretmek benim hayat felsefem” diyen Erdoğan, kendine ayırabildiği kısıtlı zaman dilimlerini ise ‘danışmanım’ dediği ortaokula giden küçük kızı Elif’le geçiriyor. Baba kız birlikte bilardo oynuyorlar, geziyorlar, konsere gidiyorlar.
“Gazete satar, kitap alırdım”
Son genel seçimlerde partisinden yeniden aday gösterilen ve seçilen AK Parti milletvekili Mehmet Erdoğan için çalışmak ve üretmek oldukça önemli. Erdoğan, çok küçük yaşlarda çalışmaya başladığını, gazeteden gazoza kadar pek çok şey sattığını söylüyor. Kitap okumayı çok sevdiğini söyleyen Erdoğan o yıllarda kazandığı bütün parayla da kitap alıyor.
Erdoğan “Çocukken garsonluk yapar, gazete ve sabahları sıcak peksimet satardım… Futbol sahalarına gider gazoz satardım. Harçlığımı çıkarırdım. Babamın manifaturacı dükkânı vardı ama ben hep çalıştım. O harçlıkla da kitap alırdım. Kitap okumayı küçük yaşlardan itibaren çok severdim. O kadar çok kitap okurdum ki tüm ilçe de bu yönüm bilinirdi. Bütün paramı kitaba verirdim. O dönemin bütün klasiklerini ortaokulda okurken bitirmiştim. Edebiyata, sanata, kültüre ilgim çocuk yaşlardan itibaren vardı. Gittiğim illerde de sürekli sahafları, kitapçıları gezerim. Müzeleri gezmekten de büyük keyif alırdım. O yıllarda başlayan bu ilgim beni şimdi verdiğim hizmetlere yöneltti. Nerede bir sahipsiz bir tarihi doku varsa hemen orayı kurtarmak için adım atarım” diyor.
“Erdoğan için kırılma noktası”
Çocukluk yıllarında babasının manifaturacı dükkânı olduğunu ve babasına dükkanda yardım ettiğini söyleyen Erdoğan, milletvekili olduktan sonra yaptığı çalışmaların temelinin o yıllarda atıldığını anlatıyor. O yıllarda alacaklarını hatırlatmak için köyleri tek tek dolaşan Erdoğan, büyüyünce en büyük hayalinin karşılaştığı sıkıntıları gidermek olduğunu söylüyor.
“Babam köylüye kredili ürün satardı. Köylü de borcunu mahsul zamanı öderdi. O da genelde buğday ya da pamuk zamanı olurdu. Biz de o dönemlerde köye alacağa çıkardık. İlkokul zamanında köylere gitmeye başlamıştım. Köye giderken ilk zamanlar kamyonla zaman ilerledikçe de otobüsle giderdik. Bir köye varınca otobüsten iner diğer 10-15 köyü yürüyerek gezerdik. Köylüleri ev ev ziyaret ederdik. Tabi o zamanlar asfalt yol yoktu ya da azdı. Köyleri gezerken stabilize yollardan geçerken hep derdim ki, ‘keşke imkanım olsa da şu yolları yaptırsam’.
“Ankara’nın niye bizden haberi yok?”
Erdoğan, çocukluk yıllarında siyasetçi olmak gibi bir hayali olmadığını fakat memleketine hizmet vermek için sürekli fikir ürettiğini söylüyor “Hiçbir zaman siyasetçi olsam demezdim ama içimde hep bir şeyler yapma isteği vardı. Örneğin, dükkânda otururken bakardım hükümet maliye ile ilgili bir karar aldığında esnaf olmanın da bilinciyle ‘Ben milletvekili olsam şöyle yapardım’ diye bir fikir yürütürdüm. O yıllarda, ‘Ya Ankara’nın bizden niye haberi yok’ diye düşünürdüm. O zaman Ankara sahada olmalıydı. Benim için esas kırılma noktası o dönemlerdi”.
“Elimizi taşın altına koymalıyız”
Meclisin en hareketli milletvekillerinden biri olan Mehmet Erdoğan’ın en bilinen özelliklerinden birisi de seçildiği günden bu yana yüksek bir tempoyla çalışıyor olması. Ne zaman arasanız onu farklı bir köyde farklı bir ilçede vatandaşların sorunlarını dinlerken ya da sorunlara çözüm ararken bulabilirsiniz. Erdoğan’ın yeniden milletvekili seçilmesinde belki de en önemli etken bu.
“Hizmet verebilmek için sahaya çıkmanız gerekiyor. Sahaya çıktığınızda sorunları daha iyi ve yerinde görme imkânınız oluyor. Sahaya çıkmazsanız sorunları yerinde göremiyorsunuz. Vatandaşlarımız bazen siyasilere, bürokratlara ulaşmakta sıkıntı yaşayabiliyor. Biz köylere giderek sıkıntıları ilk ağızdan alıyoruz. Köylerin kanalizasyon, su, yol sorunu oluyor. Bizim görevimiz de bu sorunları yerinde görmek ve çözmek. Milletvekilinin görevi bu. Halkımız bize sorunlarını getiriyorsa, bizi kendisine yakın görüyorsa bizim görevimiz de onların sorunlarına çözüm bulmak. Ülkemiz tam kalkınmışlık noktasına gelene kadar elimizi taşın altına koymalıyız ve yapacağız da. Sahada insanlarla iç içe olmak bizi mutlu ediyor”
“Köylerde karşılaştığım manzaralar beni üzüyor”
Kırsal alanlardaki sorunları yerinde görmek için sık sık köyleri ziyaret eden Erdoğan, karşılaştığı sorunların kendisini çok etkilediğini söylüyor.
“İslâhiye’nin bir köyünde bir kız çocuğunun bana uzaktan baktığını gördüm ama yanıma gelmeye çekiniyordu. Yanıma çağırdım, geldi. ‘Derdin ne’ diye sorduğumda “Amca bizim evimiz yok’ dedi. Eve bir baktım ki içinde oturulacak gibi değil. Hemen ilçede bir kampanya başlattık ve ev sorununu çözdük. Yine aynı şekilde Yavuzeli’nde bir nineye ‘Bir ihtiyacın var mı” diye sordum. Uzun yıllardır elektrik borcunu ödeyememiş. O sorunu da çözdük. Bu ve buna benzer çok olayla karşılaşıyoruz. Ama özellikle çocuklarla ilgili sıkıntılar beni çok etkiliyor”.
“Kaybedilecek zaman yok”
Erdoğan çalışmaktan dinlenmeye fırsat bulamadığını fakat bundan hiçbir zaman şikâyetçi olmadığını vurguluyor. “Seçilmiş ve atanmışlar toplumla iç içe olmalı” diyen Erdoğan, milletvekillerinin vatandaşların dertlerine çözüm arayan, onların geleceğini düşünen ve yatırım yapan insanlar olması gerektiğinin altını çiziyor. “Ben evimde oturamıyorum. Dinlenmeye bile vaktim olmuyor. Bir işi severek yapıyorsanız yorulmuyorsunuz, enerjiniz artıyor. Bir şeyler ürettiğinizde huzur buluyorsunuz. Vakit çok önemli. Dinlenmek istediğinizde bile çok şey kaçırabiliyorsunuz. Ülkemizin, memleketimizin çok ihtiyacı var, yapılacak çok hizmet var. Dinlendiğim zaman hizmetlerin sekteye uğradığını düşünüyorum. Tabi ki dinlenmeye hakkımız ve ihtiyacımız var ama çok fazla da zaman kaybetmeye hakkımız olmadığına inanıyorum”.
“Haftayı ikiye bölüyorum”
Mehmet Erdoğan, haftanın yarısını Ankara’da diğer yarısını da Gaziantep’te geçiriyor. Bunda da seçim döneminde mahalleleri, köyleri gezerken vatandaş, ‘ya Mehmet bey siz de milletvekili olursanız Antep’i unutmazsınız değil mi’ serzenişlerinin önemli bir etken olduğunu söylüyor.
“Halkımız bizi yanında görmek istiyor. Kırsalda olmamın ana nedenlerinden biri de bu. Çocukluğumda, gençliğimde gördüklerim beni bu noktaya taşıdı. Tabi, Yetişebiliyor muyuz, yetişemiyoruz. Gaziantep’in nüfusu 2 milyona dayandı. Herkese yetişemesem de elimden gelen gayreti gösteriyorum. Saha çalışmalarımdan ciddi bir verim aldım. Haftayı ikiye bölüyorum. Haftanın yarısı Ankara’dayım yarısında da buradayım. Gaziantep’te geçirdiğim zamanı nerelerde değerlendirdiğimi de sizler zaten biliyorsunuz”.
“Meyve sebze yetiştirmek rahatlatıyor”
Mehmet Erdoğan, organik bahçesinde her türlü sebze ve meyveyi yetiştiriyor. Kiraz, elma, ayva, kayısı, vişne, armut, erik ağaçlarının arasında oluşturulmuş olan bahçede, biber, domates, kabak, fasulye, ıspanak… Ne ararsanız var.
Ailece organik besinler tüketen Mehmet Erdoğan, beslenmesine ve yaşam tarzına büyük özen gösteriyor. Çocukluğundan bu yana doğal olan ürünleri tercih ettiğini söyleyen Erdoğan, katkılı yiyeceklere ve içeceklere itibar etmediğini arka bahçesinde meyve ve sebzelerle ilgilenerek açıkça gösteriyor. Milletvekili olduktan sonra uyku düzeninin tamamen bozulduğunu söyleyen Erdoğan, “Uykuma dikkat edemiyorum. Milletvekili olduktan sonra uyku saatlerim tamamen değişti. Sürekli bir koşturmaca içerisindeyim fakat sürekli iş temposu ve düzenli çalışma beni her zaman dinç tutuyor. Bunun yanında toplumsal görevlere de koşturuyorum. Ben şuna inanan bir insanım: kendin ve ailen için nasıl sorumluysan yaşadığı çevreye ve topluma karşı da sorumlulukları vardır. O nedenle de bir şeyler üretmek beni çok mutlu ediyor”.
“Vatan toprağı için canımızı veririz”
Vatan, bayrak, ezan, toprak bütünlüğü… Mehmet Erdoğan’ın ‘En hassas noktam’ dediği ve ‘toplum olarak gerekirse canımızı veririz’ dediği en önemli değerler. Bu değerlerle ilgili bugüne kadar taviz vermediğini bundan sonra da vermeyeceğini yineleyen Erdoğan, ülkenin birlik ve bütünlüğünü bozmak isteyenlere karşı şu mesajları veriyor: “Benim için vatan, ezan, toprak bütünlüğü, bayrak kutsaldır. Bu konuda tavizsiz oldum. Son nefesime kadar da böyle devam edecek. Vatanımın bir çakıl taşı için milyonlarca insan canını verir. Biz asırlardır bu coğrafyada birlik beraberlik içinde yaşadık. Çanakkale’de Sarıkamış’ta beraber mücadele ettik. Bugün birileri bu insanları birbirine düşürmeye çalışıyorlar ama başaramayacaklar. Daha önce de insanlarımızı sağcı, solcu, Alevi, Sünni, Kürt, Türk diye bölmeye çalıştılar. Bu coğrafya üzerinde hesabı olanlar var. Son lanetli örgüt de bunlardan biri. En büyük zararı da Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesine veriyorlar. Konu ülkem olunca benim damarıma basılır. Neden mahalle mahalle köy köy geziyorum. Ülkem gelişsin, eğitim, sağlık, altyapı alanlarında kalkınsın diye. Biz ülkemiz gelişmiş ülkeler arasında yerini alsın diye mücadele ederken birileri de kalkıp ülkemi parçalamak isterse bunlara karşı hoşgörü beklemesin. Onlar ne kadar kartallaşırsa biz de o kadar kartalız”.
“Evim tek dinlenme noktam”
3 çocuk sahip olan Mehmet Erdoğan’ın en büyük çocuğu olan İslam Erdoğan mimarlık mezunu. Büyük kızı Ankara’da psikoloji okuyan Erdoğan’ın küçük kızı Elif ise ortaokul öğrencisi. Çocuklarına oldukça düşkün olan Erdoğan için en önemli huzur kaynağı ailesi, “
Aile her şeydir. Ben evime çok bağlı bir insanım. Yoğun çalışma tempomda tek dinlenme noktam evimdir. Boş bulduğum her anı ailemle geçirmek isterim. Çünkü huzuru eşim ve çocuklarımda buluyorum. Onların manevi desteği bana güç veriyor. Bir insanın en değerli varlıkları ailesidir. Kızım Ankara’da üniversitede psikoloji eğitimi alıyor ve benimle birlikte yaşıyor. Oğlum İslam üniversite eğitimini tamamladı ve mimar oldu. Askerliği tecilliydi ama terör olaylarının ardından tecili bozdurdu. Askere gidip döndükten sonra iş hayatına atılacak. Küçük kızım Elif ise ortaokul birinci sınıfta. Elif benim danışmanım gibidir. Kıyafetlerime bile karışır”.
“İlk kez yok yazıldım”
Sağlık problemi yaşadığı dönemlerde bile sorumluluklarını ihmal etmediğini ifade eden Erdoğan, bunu bir örnekle dile getiriyor, “Kısa bir süre önce ağız içinde bir problem yaşadım. Doktora gittim, doktor yoğunluk, stres ve çok çalışmaktan kaynaklanan bir rahatsızlık olduğunu söyledi. Ama her ihtimale karşı da biyopsi yaptılar. Ağzımın iki tarafından ayrı ayrı parça aldılar. Yüzüm şişti. Ne konuşabiliyorum ne de rahat hareket edebiliyorum. O gün de Gaziantep milletvekilleri olarak Sayın Bakan Fatma Şahin ve Genel Başkan Yardımcımız Hüseyin Çelik’in de katılacağı, eğitim ve barajların ele alınacağı bir toplantıya katılmamız gerekiyordu. O toplantıya katılacak durumda değildim ama elimde ilaç torbasıyla katıldım. Zar zor da olsa konuştum. Çünkü barajlar benim yakından takip ettiğim bir konuydu. Sayın Hüseyin Çelik de konuyla ilgili Devlet Planlama Teşkilatında yapılacak toplantıya Mehmet Sarı ile birlikte gitmemizi istedi. Elimle ilaç poşetiyle o toplantıya da gittim. O gün o toplantıların yoğunluğunda meclisteki yoklamada ilk kez yok yazıldım. Her şey Gaziantep için. Buradaki arkadaşlar, ‘Mehmet Ankara’ya gidince dinlenirsin’ diyor. Ankara’daki arkadaşlarım da ‘Gaziantep’te dinlenirsin’ diye takılıyor. Bilmiyorlar ki ben hafta sonları İslâhiye’nin, Nurdağı’nın, Oğuzeli’nin ya da hangi ilçenin hangi köyündeyim”.
“Bazı olaylar beni derinden üzdü”
4 yıllık vekillik hayatımda geriye dönüp baktığımda beni etkileyen birçok olay oldu. Ama belli başlı bazı hadiseler oldu ki bunlar beni derinden etkiledi. En başta şehit cenazeleri… Şehitlerimiz bize çok derin acılar yaşattı. Solingen’de 9 insanımızın diri diri yakılması, yakın zamanda Norveç’te Gizem’in yine terör saldırısında hayatını kaybetmesi, masum bir bebeğin annesinin karnında annesiyle birlikte yine hain bir saldırıda hayatını kaybetmesi, Bingöl’de Hatice Belgin’in çocuklarını ve masum insanların hayatını kurtarmak için canını feda etmesi… Tüm bu olaylar tüm milletimiz kadar beni de çok üzdü. Türk milleti birlik içerisinde bütün sıkıntıların üstesinden geldi, bundan sonra da gelecektir.
Kızı Elif ERDOĞAN:
Sürekli koşuşturmaca içerisinde köy köy gezen Mehmet Erdoğan’ı bir de kızı Elif’e soruyoruz. Bakalım Mehmet Erdoğan nasıl bir baba?
“Babam ilk milletvekili olacağında çok üzülmüştüm, hiç istemedim ve hatta ‘İnşallah seçilmezsin’ demiştim. Çünkü o kadar fazla çalışıyor ki genelde hep dışarıdadır, kendisini çok az görebiliyoruz. Evde olduğu zamanlarda ara sıra bize yemek yapar. Kahvaltıda domates kızartır, menemen yapar. Birlikte Emre Aydın konserine gitmiştik. Babamla konsere gitmek çok zevkli. Onunla tekrar konserlere gitmeyi, gezmeyi özlüyorum”.