Okan ÇELİK

Okan ÇELİK

Sihirli cümle!

Kahvehane köşelerini doldurup borca çay içenlerin, parklardaki her ağaç altında yer kavgası edenlerin, sokaklarda şaşkın şaşkın gezenlerin ve evlerine giderken çocuklarına bir kuru ekmek alıp götüremeyen babaların anaların olduğu bir ortamda birileri ortaya çıkıp da;

“İşçi arıyoruz da bulamıyoruz. Fabrikalarımızda çalışacak kalifiye elemanlar lazım” demezler mi?

Sinir katsayıları yükseliyor, kan beynine çıkıyor insanın. “Hass....” diyesi geliyor içinden.

Son zamanlarda ise bu SİHİRLİ CÜMLEyi kullananların sayısı o kadar arttı ki, evlere şenlik.

3-5 kişi alıp çorap üretenlerin de, 3-5 bin kişi ile ihracat rekorları kıranların da ağzına sakız oldu.

“Yıllardır ekonomimiz çok iyiye gidiyor, ihracat rekorları kırıyoruz” deyip paraları ceplerine indiriyorlar. Sonra da, “İşçi bulamıyoruz” deyip aynı nakaratı tekrarlıyorlar.

Peki niye herkes bu SİHİRLİ CÜMLEyi kullanıyor. Nedir sihiri?

Acaba, “Kar payımı neden azaltayım, mevcut işçiler çalışsın işte. 8 saat veya 12 saat ne fark eder. İtiraz edemezler fazla mesaiye. Edeni kovar yenisini alırım” diye düşünüp de bunlara bir kılıf olarak da, “İşçi bulamıyoruz” mu diyorlar acaba?

Yoksa gerçekten işçi mi bulamıyorlar?

Peki onlar işçi bulamıyor, sokaklar da işsiz kaynıyorsa nedir bu işin sırrı?

“İşlerimizi yapabilecek kapasitede adam yok” diyen işveren mi halkı?

Yoksa, “Gidiyoruz ama bizi almıyorlar işe” diyen işçi mi?

Peki, işverenin tabiriyle sokakları bu kadar kapasitesiz adamlarla dolduranlar mı suçlu yoksa?

Hepsinin suçluluk payı var tabiki.

İşçi “Bir ton kömür, 2-3 kuruş süt parası elden gitmesin. Yer içer yatarım” sevdasında olmasa, işveren, “Ne gereği var. Şimdi alıp da fazla masrafa girmeyeyim. Adamları alıp da ben mi yetiştireceğim” demese, sokakları bu kadar vasıfsız insanlarla dolduranlar, o insanları yetiştirme derdine düşse, işsizlik diye bir kelime kalmaz.

MAYA SİYASETİ!

Günlerce “Kıyamet koptu, kopuyor” çenemizi yorduk durduk.

Hatta gün ve saat dahi verdik.

Maya takvimine göre 21 Aralık 2012 saat 13:11’de kıyamet kopacak açıklamalarını şaşkınlıkla izledik.

Hatta o kadar ileri gittik ki, sokakta veya çevremizde kime sorsak, “Ben yorum yapmayayım. Bir de gerçekten kıyamet kopar da, günaha girmeyelim” diye açıklama yapmaya korkan bir toplum gördük.

Ama verilen tarih geldi ve geçti.

Ne kıyamet koptu, ne de “Kıyamet kopmayacak, saçmalık” diyen bir avuç insana bir şey oldu.

Aradan tam 7 yıl geçti.

Yani toplumun büyük bir bölümü, “Kopar da bizim başımıza bir şey gelir” korkusunda idi.

Tıpkı siyasette olduğu gibi.

Ne yazık ki, toplumumuz siyasette de tam bir korkaklık sergiliyor.

Yani tam bir Maya siyaseti yapıyor,

“Ak partiyi bir daha seçmezsek, yardım falan kalmaz”, “CHP giderse Laiklik gider”, “MHP mecliste olmazsa ülke elden gider”

Korkmayın kardeşim, ne Ak parti yok diye kömür dağıtımı biter, ne CHP yok diye laiklik elden gider, ne de MHP yok diye ülke elden gider.

Bu anlayışı bir tarafa bırakın artık.

Bu maya siyasetinden uzak durun.

Önümüzde bir seçim var. Artık bu seçimde maya anlayışı ile oy vermeyin. Bakın adaylara. Partiye de bakmayın. İsimlere bakın. Hangisi bu memlekete ne verecek? Tartın ölçün biçin. Gerçekten hak edene verdiğinizde göreceksiniz ki, hem bu Maya anlayışı bitecek, hem de çok daha güzel hizmetler alacaksınız.

Eğer siz bu değişikliği yapmazsanız, “3-5 yılda bir kıyamet kopacak” tartışmaları ile, “yolsuzluk yapıldı mı yapılmadı mı” tartışmalarıyla, “Bu adamı seçtik bir daha Gaziantep’e uğramadı” laflarıyla kendi kendinizi avutur durursunuz.

Yorumlar (0)

+ Yorum Yaz