Gaziantep merkezdeki motorlu araç sayısı 292 bin 894’ken merkezdeki ehliyet sayısı ise 340 bin 822’ye kadar yükseldi. Gaziantep’te motosiklet satışlarında ve A2 sınıfı ehliyet alanların sayında ise şaşırtıcı bir artış söz konusu. Ayrıca Gaziantep’te her 4 sürücüden 1’i kadın.
GAZİANTEP’İN OTOMOTİV VERİLERİ
Otomotiv satış verilerine göre 2011 yılı Ocak – Mart verilerine göre Gaziantep 3 aylık dönemde bin 777 adet otomobil satışıyla 11. sırada yer almış. Gaziantep merkezde toplam 292 bin 894 araç bulunuyor. Geçen yıla göre motorlu araç sayısındaki artışsa azımsanmayacak kadar fazla. Artış oranı yüzde 8,93 olarak gerçekleşmiş. İlçelerle birlikte toplam motorlu araç sayısı 340.975’e ulaşmış durumda. Otomobil sayısı ise 136.418.Ağustos ayı verilerine göre Gaziantep’te toplam 396 bin 146 kişinin ehliyeti bulunuyor. Bunların 244 bin 732’si erkelere 59 bin 147’si ise kadın sürücülere ait. Bu verilere göre her 4 sürücüden birinin kadın olduğunu söylemek mümkün. Bu da bayan sürücü sayısında Gaziantep’in ilk sıralarda yer aldığını gösteriyor. Motosiklet alanların sayısı geçtiğimiz yıla oranla yüzde 17,50 artmış ve geçen yıl 38.581 olan motosiklet ehliyet sayısı 6.742 artarak 45.273’e ulaşmış. Bu da gösteriyor ki motosiklete olan ilgi artmakla birlikte Emniyet Müdürlüğü’nün almış olduğu tedbirler şehrimizde daha güvenli bir sürüş için motosiklet kullanıcılarını ehliyet almaya yöneltmiş. Motosiklet sayısı ise 101.984’e ulaşmış.
“Yeni teknoloji üretmeden, yerli otomobil üretmek yanlış”
Özcan Akcan, “Türkiye tabiî ki kendi otomobilini üretmeli, geç bile kalındı. Ancak şu anda bahsedilen şekliyle bir araç üretmek ülkemiz için doğru değil. Araçla beraber dünyanın kullanmadığı yeni sistem motorlar üretmek lazım” diyor.
Otomotiv sektörünün tecrübeli isimlerinden Akcanlar Grup Yönetim Kurulu Başkanı Özcan Akcan, sektörde yaşanan gelişmeler hakkında BOSS’a özel açıklamalarda bulundu. Akcan; yerli otomobil, değişen teknolojiler ve çevre duyarlılığına dikkati çekti. Akcan, pazarda yaşanan gelişmeler hakkında da grafikler üzerinden önemli bilgiler verdi.
Gazianteplilerin otomotiv tercihleri hakkında neler söylersiniz?
Son 4 yıla baktığımızda dizel araçların pazar payında inanılmaz bir artış var.
Yüzde 30’lardan yüzde 50’ler seviyesine kadar çıktı. Dizeldeki talep arttıkça fiyatta da farklılıklar olacaktır. Tamam kabul ediyoruz dizel ekonomiktir. Fakat benzinin de rahatlığı ve lükslüğü vardır. Fark azaldığında insanlar daha konforlu olan benzinli araçları tercih edecektir.
Düz vites otomobillere de ilgi arttı. Daha önceden problem yaşarım düşüncesi hakimken şimdi neredeyse yüzde 50 oranında otomatik vites araçlar satılıyor.
Biz Honda olarak yüzde 60 oranında otomatik vites araç satıyoruz. Çünkü inanılmaz bir performans ve yakıt ekonomisi sağlıyor. Eskiden otomatikler fazla yakar denilirdi şu anda otomatik vites otomobiller daha az yakıyor.
Hava kirliliğinin azaltılması için önümüzdeki yıllarda neler yapılabilir?
Yakıt ekonomisinin aşağı inmesi gerekiyor. Şu anda Avrupa’nın en çok endişe ettiği karbondioksit salınımının aşağı sevilere indilebilmesi. Bu bence ülkemizin en önemli sorunu olacak. Şu anda dünyada 900 milyon araç var. 2050 yılına gelindiğinde 2 milyar veya üzeri gibi araç hesaplanıyor. Bu sayıya ulaştığında hava kirliliği daha da artacak. Onun için bugünden sonra otomotiv sektörü hava kirliliğini daha aza indirilecek yakıtlar üretecek.
Bu otomotiv sektörünün en büyük sorunu haline gelirken, hava kirliliğini azaltacak. Çünkü her ülkenin belli bir karbondioksit salınım kapasitesi olacak. O kapasiteyi araba markalarına bölecekler. Arabanın üretiminde ne kadar karbondioksit salınımı var? Diyelim ki 200 miligram. O zaman senin yılda ne kadar hakkın var? Örneğin 1000 miligram o zaman sen şu sayıda araç alabilirsin veya üretebilirsin denilecek. Vergilendirme de motor hacmine göre değil emisyon değerine göre yapılacak.
Ülke gündemine giren yerli otomobil üretimi ile ilgili neler söylersiniz?
Türkiye tabiî ki kendi otomobilini üretmeli, geç bile kalındı. Ancak şu anda bahsedilen şekliyle bir araç üretmek ülkemiz için doğru değil. Araçla beraber dünyanın kullanmadığı yeni sistem motorlar üretmek lazım. Ne gibi? Arabanın tavanına güneş enerjisi sistemi ile motoru destekleyen bir sistem. Ya da adını duymadığımız bir teknoloji üretilmesi lazım. Bugün bir otomotiv yapılıyorsa hükümet tarafından bir teşvik veriliyorsa bu teşvikin yanı sıra farklılaştırılmış teknolojide motor teşviki de verilmeli. Ülkenin buna çalışması lazım. Yoksa bugün bir aracı yapmak çok zor değil ki. Zaten tedariklerle bunu yapmak mümkün. Bugün bir aracın dizaynı, kalıbı sistemi 1 buçuk milyon adetlere ulaştığınızda kendini amorti ediyor. Ondan sonra kazanmaya başlıyor. Sadece Türkiye pazarında 1 buçuk milyon adet satma şansınız yok. Onun için bugün bir araba yapmak çok maliyetli. Ama farklılaşmış bir enerji kaynağı ile çalışan bir otomobil üretirsek dünyaya satabiliriz. Türkiye’nin de önü açılır. “Türkiye’de bir otomotiv markası yaratacağız ama farklı teknoloji bir motorla bunu yapacağız ve bunu yapmak isteyene de her türlü desteği vereceğiz” denilmeli.
Akaryakıt fiyatlarındaki hızlı yükseliş nereye kadar devam eder?
Akaryakıt fiyatları bir defa kendi inisiyatifimizde değil. Dışa bağımlılığımız var. Döviz de bunu etkiliyor. Önümüzdeki yıllarda akaryakıt fiyatları kesinlikle gerilemeyecek. Gün geçtikçe ve akaryakıta talep arttıkça fiyatta bir düşüş olmayacak. Şu bir gerçek; akaryakıtta ki vergi oranının da Avrupa’ya göre yüksek olmasından dolayı fiyatlara yansımalar oluyor. Türkiye’nin bu dönemde büyüme hamlesini devam ettirebilmesi için de bu vergilerin alınması gerekiyor