'70’li yıllarda OSB’de telefon bile yoktu'

1971-74 yılları arasında, OSB’de Bölge Müdürlüğü görevinde bulunan ve OSB’nin kuruluşunda aktif rol üstlenmiş isimlerden bir isim.

'70’li yıllarda OSB’de telefon bile yoktu'
Hüseyin Küpeli
1 Eylül 2018 / 08:08

1971-74 yılları arasında, OSB’de Bölge Müdürlüğü görevinde bulunan ve OSB’nin kuruluşunda aktif rol üstlenmiş isimlerden bir isim… İnşaat Mühendisi Necmettin Külahcı… Necmettin bey, o yıllarda OSB’de kadastro uygulamasının yapılmadığını, bir telefon santralinin bile olmadığını belirtiyor. Halen zamanının büyük bölümünü OSB’de, ailesinin işletmeciliğini yaptığı fabrikada geçiren Necmettin bey, “Gaziantep sanayisi zor günler geçirdi ama sonunda büyük başarılara imza atttı” diyor. 

Necmettin Külahcı bize kendinizi anlatır mısınız?

1942 yılı Kasım ayında Gaziantep’te doğdum ama nüfusa 1945 doğumlu olarak kayıt ettirilmişim. Sebebi ise, askerliğe biraz daha geç gitmem içinmiş!.. Yani hayata 3 yıl geç başladım. 1951 yılında başladığım ilkokulu 4 yıl Bostancı İlkokulu’nda, 1 yıl da Şehit Şahin Bey ilkokulunda okudum. 1962’de Gaziantep Lisesi’nden mezun oldum.

Meslek olarak neden inşaat mühendisliğini seçtiniz kendinize?

Liseyi bitirdiğim dönemde, her üniversite kendi imtihanını kendisi yapıyordu. Sadece Ankara merkezi sistemdi. İstanbul, Ankara, İzmir, Trabzon dolaşarak imtihanlara giriliyordunuz. Tıp sınavına da girmiştim. İTÜ imtihan sonuçları açıklandığında inşaat mühendisliğini kazandığımı öğrenince diğerlerini unuttum. Oysaki Ankara doktorluğu kazandığımı sonradan öğrendim. 1966 yılında üniversiteyi bitirdim. 1969 yılında evlendim. Biri Mimar, biri Peyzaj Mimarı, üçüncüsü Meslektaşım İnşaat Mühendisi olmak üzere 3 erkek evladım ve dünyalar tatlısı iki de kız kız torun sahibiyim.

Siz Gaziantep’te OSB’nin kuruluşunda görev aldınız, nasıl oldu bu süreç?

Gaziantep’te Yapı İşleri 9. Bölge Müdürlüğü’nde çalışıyordum. Kesin hesap şefi olarak çalışmaktayken, 1971 yılında mühendisler de 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu kapsamına alınınca işin tadı kaçtı. Tam ayrılmayı düşünürken yeni kurulmakta olan 1. Organize Sanayi Bölge Müdürlüğünden, Mimar Zekayi Dinçer tarafından iş teklifi aldım ve kabul ettim. Organize Sananayi Bölgesi ile tanışmam o gün başladı.

O günün şartlarında nasıl bir OSB vardı?

İşe başladığımda 1.OSB’ye bir tek çivi bile çakılmamıştı henüz. O gün şartlar zordu ve bugünkü koşullar yoktu elbette. Hemen işe koyulduk. Faydalı projeler yaptık.

ESAT KAYA TURGAY OSB BAŞKANI OLDU

OSB’nin kuruluş şemasında kimler vardı o dönem?

Gaziantep Belediyesi, İl Özel İdaresi ve Ticaret Odası vardı. Bu kuruluşların temsilcileri Yönetim Kurulu’nu oluşturuyordu. Başkan Orhan Sevinç’ti ilk dönem. Orhan bey aynı zamanda Ticaret Odası’nın temsilcisiydi. Sonra, belediye seçimlerinde, Esat Kaya Turgay Belediye Başkanlığına seçilmişti. Esat bey, belediyeyi temsilen OSB yönetimine girdi ve ardından da OSB Başkanlığı’nı da kendisi devraldı. Esat beyin döneminde ben Teknik Kadroda idim ve Organize Sanayi Bölge Müdürlüğü görevine getirildim.

Önemli gördüğünüz sıkıntılar nelerdi o zaman?

İlk kurulan işletmeler Başpınar dediğimiz bölgenin etrafındaydı. Başpınar’a ise daha kadastro girmemişti o zamanlar. Kadastro yapılması bir zorunluluk olarak gözüküyordu ve gelmesi için çok çaba sarf ettik. Ankara’ya giderek, hükümet yetkilileriyle görüşmeler yaptık. Esat bey ile birlikte çalışmalar yaptık ve kadastronun Başpınar’a gelmesini sonunda başardık. Tabi bir de konuşacak telefonumuz yoktu. Yani düşünün, büyük hedeflerle başladığınız Organize Sanayi Bölgesi’nde telefonla konuşma imkanı yok!.. Önemli bir sorun olarak karşımızda duruyordu ve bunu da bir şekilde çözmemiz gerekiyordu.

Peki nasıl çözdünüz bu işi?

PTT’ye müracat ettik ama ilk etapta aldığımız cevap pek olumlu değildi. Bilenler bilir, 70’li yıllarda telefon bağlatmak öyle kolay bir iş değildi. Başvuruyu yaptığımızda bize imkanların kısıtlı olduğunu ilettiler. Tabi sonra formüllerini öğrendik. PTT’ye hibede bulunduk. OSB’ye ilk telefonu getirmiş olduk böylece. Çoklu konuşmayı sağlayan bir cihaz alınması gerekiyordu ama PTT buna bütçesinin olmadığını söyledi. Onu da biz aldık. Bu kez kadro engeli çıktı, memurlar da uzak olduğu için buraya gelip çalışmak istemiyordu. Memurları biz ikna ettik gibi bir şey oldu. PTT’nin görevlendireceği memurun OSB’ye gidiş-gelişini, yemeğini karşılama sözü verdik. Bu şekilde, PTT santralini de OSB’ye getirmiş olduk. Gaziantep sanayisinin gelişimi için iletişim aracı telefon olmazsa olmazlardan biriydi çünkü!..

Yarım asrı geride bırakan bir isim olarak, edindiğiniz en önemli tecrübeler neler oldu?

Elbette çok şey öğretti. En önemlisi planlı çalışmayı öğretti. Prensip olarak bir işe başlamadan önce planlama yapar, ona göre hareket ederim. Her sabah kalktığımda dahi, gün içerisinde ne yapacağımı planlar, evden öyle çıkarım. En büyük kazancım bu oldu.

Mesleğinizi icra ederken karşılaştığınız zorluklar nelerdi, bu zorlukları aşmak adına neler yapardınız?

Benim mesleğim mühendislik olduğu için bu pencereden baktığımda, o dönem gerek malzeme, gerek kalifiye eleman temininde güçlükler vardı. Yetişmiş eleman yoktu. 1974’lerde akaryakıt sıkıntısı yaşadık. Araçları akşamdan sıraya koyardık, 3-4 aracı bir nöbetçi bekler, sıramız geldiğinde bizi arar, gider yakıtımızı alırdık. Yakıt aldığımızda çok mutlu olurduk. İskenderun Demir Çelik’ten demir almaya çalışırdık ve haberleşme imkanı çok zordu. Bazen olurdu ki, telefonla çağrı beklemek yerine arabamıza biner oraya giderdik. Şimdi böyle değil, malzeme sıkıntısı kalmadı. Usta sıkıntısı kalmadı, sertifikalı hale geldi. Ama gelinen noktada hala müteahhitlerimiz sertifikalı değiller bu da bir gerçek.

Meslek hayatınızda çok önemli olaylar yaşadınız ama sizi en çok etkileyen olaylar neler oldu?

Meslek hayatımda beni en çok üzen tarım arazileri ile yeşil alanların rant uğruna yerleşime açılması oldu maalesef. İnşaat her çeşit arazide dağda taşta, bataklıkta dahi yapılabilir. Ancak yok edilen tarım arazilerinin yerine yenisi konulamaz. Organize Sanayi Sam ve Sam Mezrası ile Beylerbeyi köylerini yok etmiştir. Beylerbeyi diğer taraftan apartman inşaatlarıyla adeta talana uğramaktadır. Bütün şehirlerde olduğu gibi bizim şehrimizde de çarpık yapılaşmanın olduğu görülüyor. Öyle çarpıcı örnekler var ki, kabullenilecek gibi değil. Bu tür uygulamalar şehri yaşanmaz hale getiriyor, hayatı daha da zorlaştırıyor. Ayrıca Gaziantep’te trafik sorununa hala ciddi bir çözüm bulunamadığını da belirtmeliyim.

Peki çözüm önerileriniz nelerdir?

Bir Master Planı yapıldığı söyleniyor ama acaba ehil kişiler mi yaptı, onu bilemiyorum. Öncelikle projeler oluşturulması lazım. Mühendislik hizmeti yapılacaksa mutlaka projesi olmalı. Elbette proje masa başında olmaz. Çıkacaksınız, bütün yollarda ölçümler yapacaksınız. Doneler alacaksınız. O doneleri aldıktan sonra da Master Planı yapmanız gerekiyor. Biz şehrin yerlisi olmuşken bazen çıkmaz yollara girebiliyoruz. Bu bakımdan her zaman proje, proje, proje diyorum. Bu arada, metro projesinin de bir an önce hayata geçirilmesinde yarar görüyorum.

ANTİKA KOLEKSİYONU VAR

Şu anda neler yapıyorsunuz, gününüz nasıl geçiyor?

2014 yılına geldiğimizde, mesleği bıraktım. 2009’da büyük oğlum Rıfat ile perlitli levha üretimi işine girmiştik. 2014 yılından bu yana bu sektörde devam ediyoruz. Perlit dünya Rezervinin büyük bir kısmı ülkemizde olan doğal bit malzemedir. Ürettiğimiz levhalar isi ve ses yalıtımı ile yangına karşı yanmayan yangın bariyeri yapımında kullanılmaktadır. Ben kendimi yarım emekli olarak görüyorum. Antika eşya koleksiyonum var. Radyo, Taş Plak, Long Playerler, 45’lik küçük plaklar, çok büyük bir gaz lambası koleksiyonum var. Bunların yanında pikaplarım, elektrikli gramafonlarım, 50’ye yakın kol saatim mevcut. 2 torunum olduğunu söylemiştim. Allah herkese nasip etsin, onlarla vakit geçirdiğimde de çok mutlu oluyorum.

Yorumlar (0)

+ Yorum Yaz