Üye Girişi
 
Henüz üye değilseniz, "Yeni Üye" linkinden ücretsiz üye olabilirsiniz.

* Kullanıcı Adı » Üye Ol
* Şifre » Şifremi Unuttum
    » Aktivasyon Talebi


 
 
18 Mayıs 2012, Cuma
Son güncelleme 17.05.2012

05:16
itibariyle,
Cum
18.05.2012
En Yüksek En Düşük

Cuma Parçalı Bulutlu Parçalı Bulutlu 27°C 12°C

Cumartesi Gök Gürültülü Sağanak Yağışlı Gök Gürültülü Sağanak Yağışlı 28°C 14°C

Pazar Parçalı Bulutlu Parçalı Bulutlu 24°C 12°C

Pazartesi Parçalı Bulutlu Parçalı Bulutlu 22°C 13°C

Salı Parçalı Bulutlu Parçalı Bulutlu 25°C 12°C

Anasayfam yap Sık Kullanılanlara Ekle RSS RSS FacebookTwitter
RSS Üye Girişi
 
 
   
   
   
   
Telgraf.net - Esad yıkılsa da demokrasi gelmez
   
  KATEGORİLER İş Dünyası   Siyaset   Spor   Sivil Toplum
   
   
 
Bu bölümün en çok okunan haberleri
 

Google'da Paylaş
Esad yıkılsa da demokrasi gelmez
 Telgraf Haber Merkezi   |  haber@telgraf.net 12.11.2011 09:19  

MORS dergisine konuşan Zirve Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Ortadoğu Stratejik Araştırmalar Merkezi Müdürü Doç. Dr. Gökhan Bacık Suriye’deki yapının diğer Arap ülkelerinden farklı olduğunu vurgulayarak Esad’ın devrilmesi halinde bile Suriye’ye demokrasinin gelmeyeceğini savundu.

Bu iddiasını halk isyanının arkasında demokrasiyi tesis edebilecek nitelikte kişilerin bulunmamasına bağlayan Bacık, Esad’ın Mübarek ve Kaddafi’den ayrı tutulması gerektiğini ve Esad yönetimin arkasında silah pazarı gibi önemli bir gücün olduğunu söylüyor.

Suriye’deki karışıklığın Gaziantep’e etkilerini değerlendiren Bacık, Türkiye’nin Suriye politikasında Gaziantep’in hiç bir ağırlığının olmadığını ifade ediyor ve Suriye’nin siyasi anlamda Gaziantep’le ilişkisinin Kars’la ilişkisiyle eşdeğer olduğunu vurguluyor.

Türkiye’nin bugün takındığı Suriye politikasının kısa vadede olumsuz ancak uzun vadede son derece olumlu sonuçlar doğuracağına dikkat çeken Bacık, Türkiye yönetimin son 10 yıldır Suriye üzerine ‘görme duyma politikası’ izlediğini ancak artık bu oyunun ‘Arap Baharı’ ile birlikte bittiğinin altını çiziyor. İşte Ortadoğu uzmanı Gökhan Bacık’ın çarpıcı tespitleri:

ORTADOĞU DÜZENİNİN MİMARI BATIDIR

Bizim Ortadoğu dediğimiz düzen 1945–48 sonrası kuruldu. Ortadoğu düzenini de batılılar kurdu. Hatta şöyle söyleyeyim biz buna “modern uluslararası düzen” diyoruz. İçinde yaşadığız sistem batılı ve modern bir sistem. 17. yy’ da Avrupa’da ortaya çıktı, genişledi ve dünyanın diğer taraflarına taşındı. Ortadoğu’da batılıların kurduğu batılı uluslararası sistemin bir uzantısı var.

Bu sistem şuna dayanıyordu; Otoriter rejimler var, bunlar modernize edici sekülerlerden oluşuyor. Toplumsal meşruiyetleri yok, yani halka dayanmıyorlar. Şöyle bir varsayım üzerine kurgulandılar; Eğer burada erken bir demokratikleşme yaparsak buralar İslamileşir ve batı karşıtı eylemler oluşur. Dolayısıyla bu rejimleri buraya koyuyoruz, bunlar zamanla bir dengeye gelecekler. Buna karşılık seküler ve modern yapıyı devam ettirecekler. Bu yapı üç aşağı beş yukarı bütün Ortadoğu’da vardır ve bugüne kadar geldi.

BU YÖNETİMLERİN TEK ÇÖZÜM ARACI ŞİDDETTİR

Şimdi yaşadığımız sorun şu: Bu ülkelerin kurdukları bu düzen bugüne kadar sürdü? Yani demokratik değilsiniz ama başarılı da değilsiniz. Mesela Çin demokratik değil ama hızlı tren yapıyor, böyle bir sorunda var. Yani otoriter rejimler aslında kapasitesi kısıtlı rejimlerdir. Mesela Mao’yu beğenirsiniz ya da beğenmezsiniz ama politik yazıları var.

Türkiye’de son zamanlarda Maonistler çıktı. Ortadoğu’dan böyle adamlar çıkmadı. Entelektüel sorunlarda var. Dolayısıyla nasıl sürdürebilirsiniz, her ülke hem demokratik değil ama seküler modernleşmeyi farklı modellerle sürdürmüşlerdir. Örnek verecek olursak Irak bir kabilecikle sürdürmüş. Saddam döneminin bütün seçkin insanları Ruiler, Tikritiler’den atanıyordu buna biz kabilecilik sistemi diyoruz.

Bazı ülkeler de bunu mezhepler üzerinden sürdürmüşlerdir. Yani halka soramıyorum ama bana her yıl yüz tane general lazım, on tane posta müdürü lazım, nasıl bulacağım, bana sadık insanları? O zaman ben bir mezhep grubuyla ilişkiye gireyim. İşte Suriye modeli bu..
Ama hangi modeli benimserlerse benimsesinler bunlar krizle karşılaştığında bir tane operasyonel araçları vardır.

Mesela Merkez Bankası dolar artınca ne yapar, dolar satar ki bu bir araçtır. Bunların araçları ise şiddettir. Şehirlere girer bombalarsın. Olay şudur, bu yapı çöktü. Bu yapıda şöyle çöktü halk sokağa döküldü. Dolayısıyla bu yapıyı sorgulamaya başladı, fakat şöyle bir talihsizlikle ortaya çıktı, bu halk sokağa çıktığı zaman bu yapıları sarsacak ve yerine işleyen sürdürülebilir bir meşru sistem kuracak gücü olmadan sokağa döküldü. Olan budur.

ESAD YIKILSA BİLE DEMOKRASİ GELMEZ

Suriye’de halk sokakta ama Beşar Esad istifa etse demokrasi gelmez oraya. Çünkü bir yerde meşru bir rejim kurmanız için bir milli gelir olması gerekiyor. Bir eğitim sistemi olması gerekiyor. Ulusal kimlik lazım. Bakın Türkiye gelişmiş otoritedir ama Türk kimdir belli değil. Bu kimlik Kürtleri ne kadar içine alıyor Türkleri ne kadar içine alıyor? En gelişmiş Türkiye’de bile İslam nerde, tanımlayamıyoruz bunu.

Bakın Sünniler şunu kabul edecekler mi? Türkiye’de bütün vergileri toplayıp Sünni imamlara verecekler. Ben Alevi olsam bunu kabul etmem. Ya onlara da vereceksin ya hiç vermeyeceksin onlara da versen bu kez Hıristiyanlar da isteyecek. Yani bu toplumlarda bu sorunlara çözüm üretilmemiş. Bu konularda en başarılı ülke Türkiye’dir burada bile bir sürü sorun var. Dolayısıyla yaşadığımız sorun 2. Dünya Savaşı sonrası kurulan yapının sorgulanmaya başlanmasıdır. Güzel bunun sorgulanması mutluluk verici ama alternatifi yok bunun.

TÜRKİYE İÇİN ÇOK ZOR BİR DURUM

Ayaklanma kelimesi olmaz aslında bu bir meşru halk isyanıdır. Yani demokrasi neden güzeldir? Bir sürü geri zekâlı insan başbakan olmuştur. Demokrasinin iyi bir tarafı vardır. Demokraside değiştirme hakkı vardır. Suriye’de değiştirme hakkı yok, onun için ne yapıyor, sokağa inip yakmaya çalışıyor insanlar. 2. Dünya Savaşı sonrası sistemi sorguluyor halk sokağa dökülerek. Ama ne bu sorgulayanların bir sistem inşa etmeye dermanları var ne de öbürlerini indirebiliyorsunuz. Böyle bir durum var, bu aslında Türkiye için zor bir durum.

SURİYE HALKI NE İSTİYOR?

Suriye’de bir parti kurulsa, bu partiyi biz kursak iktidara geliriz. Buradaki operasyonel sorun bu adamlardan kurtulmaktır. O nedenle halkın ne istediğini bilmiyoruz. Mesela Mısır’a gitseniz biraz daha İslami bir düzen istiyor. Başka biri başka bir yapı istiyor. Daha halkın ne istediği sorusuyla rafine bir şekilde yüzleşemedik. Daha bunun için çok erken ama şunu isteyebiliriz, halk bu rejimin otoriter yönünden bıkmış durumda. Yani 1971’de baba Esed iktidara geliyor, geçen yıla kadar olağan üstü hal, bakın Suriye’de polis teşkilatı yok biliyor musunuz? Askerler yönetiyor, posta teşkilatı yok, bakın Kuveyt bağımsızlığını ilan edince postane kuruyor. İstanbul’un en görkemli yeri Sirkeci Postanesi’dir. Posta vatandaşla devlet arasındaki en mahrem şeydir. ‘Bana karışmayacaksın ben istediğimle haberleşirim’ Yani burası bir olağan üstü hal rejimi, hiç bir şey yok. Halk artık bundan bezmiş, hayal kurma imkânı yok. Artı kötü muamele, sürekli itilmek, kakılmak şudur budur. Halk artık hayatından bezmiş, seyahat özgürlüğü yok, düşünce özgürlüğü yok, renkli bir yer değil.

10 YILDIR YAPTIĞIMIZ BİLİNÇLİ CAHİLLİK

Şöyle düşünün büyük bir toptancısınız sizden mal alan birisinin çok ciddi zaafları var ama sizden mal alıp parasını ödüyor ve siz bu zaafları görmezlikten geliyorsunuz. Size zararı yok yani aslında. Türk ve Suriye taraflarının beklentisi de. Bu mümkün olduğu kadar bu sorunları görmeden ilişkiye devam etmek yani bilinçli cahillik bu. Ve bunu bize gösteren, bu oyunu bozan ne Türkiye ne Suriye oldu, Mısır oldu. Mısır’da halk sokağa dökülünce bunu gören Suriyeliler sokağa döküldü ve o karanlık yere ışık tutulmuş oldu. Aslında bu oyunun bozulmasını biz istemedik ve Türkiye’nin işi çok uzadı niye? Suriye ile nasıl ilişkiye gireceksin, halkın tarafını tutsan hükümeti kaybedeceksin, daha kötüsü Suudi Arabistan’ı kaybedersin. Suudi Arabistan bakıyor ki aman ya bu Türklerle iş yapmak çok tehlikeli bunlar en ufak bir olayda halkı destekleyecek diye düşünecek. Şöyle bi pencereden bakarsak bize en yakın demokrasi Japonya. Arada kalanlar bizimle iş yapmanın tehlikeli olacağını düşünecek halkı destekliyoruz diye. Şimdi Türkiye’nin işi zor yani nasıl bir politika uygulayacaksın. Bir taraftan tanklar gelmiş topa tutmuş şehri, halk sokakta. Oraya elini attığın anda sana şunu soracaklar; ‘hangi taraftasın?’. Arap baharı Türkiye açısından işi zorlaştırdı diyebilirim.

PEKİ ESAD YIKILIR MI?

Şimdi üç tane konu var. Birincisi Mısır’da ordu manevra yaptı baktı ki kelle gidiyor, halkın tarafına geçti. Ama Suriye ordusunda daha böyle bir şey olmadı. İkincisi de uluslararası sistem. Şöyle bir örnek vereyim; Ben Hizbullahım ve sıcak çatışmalara giriyorum bana ne lazım? Silah lazım. Nerden temin ederim? Rusya’dan Suriye pazarından ve istediğime ulaşıyor muyum? Evet. O zaman ben rejim değişsin istemem. Çünkü benim 30 yıldır silahımı Suriye veriyor. Dolayısıyla Beşar Esed’in arkasında bir sistem var. Mısır gibi değil itince boşa düşmüyor. Üçüncü konuda şu Tunus ve Mısır’da her şeye rağmen sınırlı bir kamusal alan vardı. Mısırda El Ahram vardı mesela. Başkentte kuvvetli bir muhalefet oluşturulabiliyordu. Şam son derece steril bir yer, rejim orayı gayet temiz tutmuş ve öyle kamusal bir alan olmadığı için hiçbir kuvvet oraya yüz binlerce kişiyi getiremez. Bir diğer ihtimalde Beşar Esed kendisi bir rejim kurmamıştır. Babasının kurduğu rejimin başına geçmiştir. Dolayısıyla rejimi değiştirmeye kalkışsa sen ne yapıyorsun? Diye sorarlar. Otoriter rejimde seçme şansı yoktur, eğer bir kişi sana zarar veriyorsa zehirler öldürürsün. İlerleyen zamanlarda Esed’in de başına böyle bir şey gelebilir.

BATI’DA KRİZ VAR SURİYE KİMİN UMRUNDA

Çevremizde gördüğümüz her şey Avrupa, Amerika, Coco cola bunların hepsi paranın yansımasıdır. Ben burada oturup sizinle konuşuyorsam para olduğu için. Buradan parayı alırsanız bende olmam mesela. İşte Avrupalı devletlerde de şimdi para yok, Avrupa krizde. Bugün Amerika’nın 14,1 trilyon dolar borcu var, Amerika bugün kediye dönmüş durumda. Bir asker çıkaramaz dışarıya. Son yapılan insansız uçak çalışmaları falan da parasızlık için. Asker besleyecek gücü kalmayan Amerika insansız savaş makinelerini devreye sokmak zorunda. Aynı sorun AB’de var. İtalya, Fransa, Almanya yani kapitalizim krizde. Mesela eskiden İsrail ile bir ülkenin arası kötü olunca ABD ile de kötü oluyordu. Bugün bizim aramız İsrail’le kötü ama ABD ile iyi. Kriz o Yahudi sermayeleri de etkiledi İsrail istediğini yapamıyor artık eskisi gibi. Yani şöyle diyebilirim 2. Dünya Savaşı sonrası kurulan büyük yapılar kriz yaşıyor, bunlar yıkılabilirler. Yani AB ne yapabilir, Yunanistan ne yapabilir, İtalya ne yapabilir ? Ordu mu gönderecek oraya kendi krizini bırakarak. Tabi bide Avrupalı ülkelerin o eski günleri yok. Ultra milliyetçi sağ partilerin eline düşmüş ülkeler, kendilerinden başkalarına hayrı dokunmuyor.

TÜRKİYE’NİN POLİTİKASI KISA VADEDE YANLIŞ UZUN VADEDE DOĞRU

Halk sokağa dökülmeseydi eğer Türkiye, Suriye ile ticarete devam eder sorunları görmezden gelirdi. Ama şimdi halk sokağa döküldü ve bir tarafı seçip tavır almamız gerekiyordu. Türkiye halktan yana tavır aldı. Bu uzun vade de iyi bir şey. Şimdi Suriye’de bir anket yapın Türkiye’ye katılım çıkabilir. Oradaki insanlar Türkiye’yi bir kahraman olarak görüyor, bir kurtuluş yolu olarak görüyor. Bu o yüzden uzun vadede mutlaka iyi bir sonuç verecek. Ama belli bir noktaya ulaşırsa bu şiddet durumu o zaman Türkiye ne yapacak? Belki de kısmi ambargo koyalım diyecek ya da orada bir bölge oluşturup insanları bu arada müdafaa edelim diyecek. İşte burada ki soru şudur Esed öldürmeye devam ederse Türkiye ne yapacak? O zaman ya izlemeye devam edeceksin ya müdahale edeceksin.

SURİYE MAKARNAYI DEĞİL ENERJİYİ VE SANAYİYİ ALDIĞI YERİN YANINDA OLUR

Bir kere Türkiye stratejiyi yanlış kurdu. Bakın Türkiye şunu yapmalıydı; Ben yeni bir bölge konsepti geliştiriyorum ve bu seyahat illerini aktivize edeceğim. Antep gibi bir yerde pasaport almak istiyorsunuz fakat pasaportunuz Ankara’ya gidip geliyor biliyor musunuz? Yani bir şekilde bu arada bir bölge aktivizasyonu üretmememiz gerekiyor. On yıl geçti biz bunu yapamadık. Suriye otoriter bir rejim, sosyalist bir rejim, Suriye istihbarat başkanı geldi mi hiç buraya? Suriye jandarma komutanı geldi mi? Bunları getirmek lazım. Suriye uluslararası sistemde kimin yanında olacak sorusunu, Suriye makarnayı kimden alıyor sorusuna göre cevaplayamazsın. Makarnayı Antep’ten alıyor o zaman Antep’in yanında olacak diyemezsin. Savunma sanayisini nerden alıyor, enerjiyi nerden alıyor, uçakları nereden yeniliyor? Bunu kuramadık biz. Yani bunu kurmamamızın nedeni de Türk Devleti bir türlü yerel yönetimleri bir noktaya getiremedi. Şimdi biz burada Suriye ile bir anlaşma yapacak olsak, YÖK’le iki ay yazışmamız gerekiyor. Buradan bir model çıkmaz, buradan şu çıkar; işler bozulunca durur sonra geri devam eder, durur devam eder. Buradan dış politikaya müdahale edecek bir model oluşturamadık.

SURİYE İLE TİCARET YAPAN GAZİANTEPLİLERE TAVSİYELER

Gazianteplilere en iyi tavsiyem beklemeleri. Hükümet durun derse durur, devam edin derse devam ederler. Yani bir komisyon oluşturup Suriye ile bire bir ilişkiye girecek bir durumda değil Gaziantep. Bundan sonra şu var eğer sınır ticareti yapmaya devam edilecekse Ankara’yı bu yapıyla ilgili ikna etmeler gerekiyor.

GAZİANTEP SURİYE’YE SİYASİ OLARAK UZAK

Antep, Suriye ile ticari olarak yakın siyasi olarak uzak. Antep’in, Halep’le ilişkisi Halep’in Kars’la ilişkisi gibi. Bizim Suriye’ye yakın olmamız bize bir kazanç sağlamıyor. Sınır bizim şehrimizde diye daha basit alışveriş yapamıyoruz yani. Devlet bize dememiş ki “ben şöyle bir strateji geliştirdim buradaki üniversiteler benim için önemli, Gaziantep’le Suriye arasında şöyle bir anlaşma yapılabilsin” onun için buradan bir model çıkmaz . Türkiye’nin şunu yapması gerekiyor; Benim Suriye ile ilgili stratejim Gaziantep’e dayanıyor ve politik açıdan rahat davranmasını sağlamalıyım.


 

 
Haberin facebook yorumları
facebook.com/telgrafmedya »    

"Zirve Üniversitesi" ile ilgili tweetler:
 
Aramak istediğiniz kelimeyi girin
twitter.com/telgrafmedya »    
Facebook ve Twitter kutularında yer alan tüm içerik, ilgili sitelerde kayıtlı olup, bu siteler aracılığıyla otomatik olarak çekilip yayınlanmaktadır. Söz konusu içerikten Telgraf Medya sorumlu olmayıp, içerik nedeniyle Telgraf Medya'ya karşı herhangi bir iddia ve talepte bulunulamaz.




Yorumlar
Bu habere henüz yorum yapılmamıştır.


DİĞER RÖPORTAJ HABERLERİ  

 

Telgraf Web TV
Tramvay ile kamyon çarpıştı
İbrahimli-2'ye itiraz
Antep şivesi konuşan Tanzanyalı
ÖNCE BİRİ SONRA HEPSİ AYAĞA KALKTI
Mehmet Akif Ersoy'u anma konferansı
 

Yazarlar
GİDEMEDİĞİN YER SENİN DEĞİLDİR
Güven SERT
SEN SUÇLU DEĞİLSİN ANNE!
Tülay SÖZERİ
ŞAMPİYON TÜRKİYE
Hüseyin TOPRAK
14-20 MAYIS SOSYAL GÜVENLİK HAFTASI
Ahmet YETİM
Çok Okunanlar

Çok Yorumlananlar

 
Facebook'ta bizi bulun
facebook.com/telgrafmedya »    


   
             
   
Haber Kategorileri
Site Haritası
   
   
• ANASAYFA
• SİYASET
• EKONOMİ
• YAZARLAR
• GAZİANTEP
• SPOR
• İLÇELER
• TÜRKİYE
• DÜNYA
• RÖPORTAJ
• YAŞAM
• TEKNOLOJİ
• MAGAZİN
• OTOMOBİL

• KADIN
• BEBEK-ÇOCUK
• ALIŞVERİŞ-MODA
• KÜLTÜR-SANAT
• ÇEVRE
• EĞİTİM
• SAĞLIK
• KONUT-EMLAK
• İNTERNET
• TATİL
• LÜKS YAŞAM
• MEDYA
• MİZAH
• KİTAP
• Telgraf WEB TV
• Foto Galeri
• Site İçi Arama
• Arşiv
• Son Dakika Haberleri
• Çok Okunanlar
• Çok Yorumlananlar
• Döviz Kurları
• Hava Durumu
• Sinema
• Şans Oyunları
• Namaz Vakitleri
• Nöbetçi Eczaneler
• Anket Arşivi
• Yemek Tarifleri
• Telgraf Blog
• Girişim
• Skor
• Boss
• Anasayfam Yap
• Sık Kullanılanlara Ekle
• E-Telgraf
• Üye Girişi
   
        Başa dön    
   
İnsan Kaynakları       Kurumsal       Gizlilik İlkeleri       İletişim       Okur Temsilcisi       Künye       Reklam / Abonelik